Banner
0

Semih Kaplanoglu ile Bal Filmi

60. Berlin Film Festivali Berlinale’de ödüller sahiplerini buldu. Törende en iyi film için verilen “Altın Ayı” ödülünü, Semih Kaplanoğlu’nun filmi “Bal” kazanırken, ünlü film yönetmeni Roman Polanski de en iyi yönetmen seçildi.

Festivalin en iyi filmi seçilen Türk yapımı Bal, babasının ortadan kaybolmasından sonra konuşmayan 7 yaşındaki bir çocuğun hikayesini anlatıyor. Filmin yönetmeni Semih Kaplanoğlu, ödülden sonra yaptığı açıklamada kendini ”yeniden doğmuş gibi” hissetiğini ifade ederek, bunun Türkiye’deki genç yapımcılara ilham olabileceğini söyledi.

İsviçre’de ev hapsinde olan Roman Polanski, ”The Ghost Writer” adlı filmiyle en iyi yönetmen seçildiği Berlin Film Festivali ödül törenine katılamazken, ödülü Onun adına filmin yapımcısı Alain Sarde’ye verildi. Polanski geçen Eylül ayında Zürih’te tutukanmıştı.

BAL’IN YÖNETMENİ SEMİH KAPLANOĞLU KİMDİR?

Semih Kaplanoğlu, 1963 yılında İzmir’de doğdu. 1984 yılında, Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü’nden mezun oldu.

Kariyerine Güzel Sanatlar Saatchi&Saatchi ve Young&Rubicam reklam şirketlerinde reklam yazarı olarak başladı. Süha Arın’ın yönettiği ödüllü ‘Eski Evler- Eski Ustalar’ ve ‘Mimar Sinan’ belgesellerinde Kamera Asistanı olarak çalıştı. Show TV ve Inter Star televizyon kanalları için prestijli bir çalışma olan ‘Şehnaz Tango’ dizisinin 52 bölümünü yazıp yönetti. Semih Kaplanoğlu’nun ilk filmi ‘Herkes Kendi Evinde’, aldığı birçok ödülün yanısıra yurtiçi ve yurtdışında birçok uluslararası festivale de katıldı.

İkinci uzun metrajlı filmi ‘Meleğin Düşüşü’ uluslararası eleştirmenler ve izleyiciler tarafından daha geniş bir ilgiyle karşılandı. Dünya Prömiyeri 55′nci Berlinale’de yapıldıktan sonra film, halen dünya çapında uluslararası festivallerde yolculuğuna devam ediyor.

BAL HAKKINDA

“Yusuf (7) ilkokula başlamış, okuma yazma öğrenmektedir. Babası Yakup (35-38) ürkütücü bir ormanın derinliklerinde, yüksek ağaçların üzerine kurulmuş el yapımı kovanlarda üretilen karakovan balcılığıyla uğraşmaktadır. Babasıyla sık sık gittiği orman, Yusuf için gizemli bir yerdir.. Yusuf bir sabah gördüğü rüyayı babasına anlatır. Bu rüya ikisi arasında sonsuza dek kalacak bir sırdır. Aynı gün Yusuf sınıfın önünde öğretmenin verdiği okuma metnini okurken aniden kekelemeye başlar ve arkadaşlarının alay konusu olur.

Yakup, anlaşılmaz bir nedenle soyu hızla tükenen Kafkas arılarının peşinden uzak bir ormana gider. Babasının gidişiyle Yusuf iyice sessizliğe gömülür. Yusuf’un bu hali çay tarlasında çalışan annesi Zehra’yı (28) üzmektedir. Ne kadar uğraşsa da Yusuf’u konuşturamaz.

Günler geçer, Yakup’un gecikmesi Zehra’yı ve Yusuf’u tedirgin eder. Zehra Miraç Kandil’i gecesi için Yusuf’u köyden uzaktaki annaannesine gönderir. Yusuf, orada dinlediği hikayelerdeki peygambere benzettiği babasının mutlaka geri döneceğine inanmaktadır. Ertesi gün Sis Dağı şenliğinde de Yakup’a rastlayamazlar. Babasını aramak için ormanın derinliklerine dalan Yusuf’un gördüğü rüya gerçekleşecek midir?”

Yazar Hakkinda

Didim Gazetesi ile sizlere Didim Altinkum ve Akbuk cevresinde olusan son gelismeleri sunmak icin burdayiz, bilmeniz gereken konularla sizlere son gelismeri sunmak istiyoruz, tabi buna sizde destek verebilirsiniz, hemen iletisim sayfasindan bize ulasin.

Yorumlar (0)

Trackback URL | Yorum RSS Feed

Yorum Yaz




Yorumlarinizla resminizi gostermek icin hemen Gravatar.